Sohbete
sebep olanlarla sohbetin sebep oldukları aynı doğrultuda ilerler çünkü insanlar
konuşmak için ortak konular ararlar ve ancak bu konularda birbirlerini
desteklemeleri sayesinde konuşmaya devam ederler. Anlaşmak sohbetin ilk
koşuludur. Anlaşamıyorsak da sohbetin devamı için en azından
anlaşamadığımız üzerinde anlaşmamız gerekir. İnsanlar hiç anlaşamadıkları
kişilerle iletişimlerini keserler çünkü… Tutulan takım, siyasi görüş, fikir,
dinlenilen müzik, oynanan bilgisayar oyunu, beslenen kuş, kedi ve hatta giyilen
tişört bile bazen anlaşmamıza sebep olabilir. Aslında insan olarak, diğer
insanlarla anlaşabilmek için ne kadar da çok fırsatla birlikte dünyaya
geliyoruz değil mi? Bu fırsatları azaltan, kendimizi kimselere açmak istemeyen
biziz. Tabii hiç şüphesiz bunda güvensizlik problemi, çivisi çıkmış bir dünya
gibi etkenler var. Yine de hayatımızı devam ettirecek kadar insanlara
güvenmezsek en başta yaşamımız tehlikeye girecektir, değil mi? O halde düşe
kalka yürümeyi öğrenene kadar, insan sarrafı olana kadar biraz aldatılmak da
bizi yıpratmamalı…
20 Mart 2015 Cuma
Sohbet Karşılıklı İlgi
Sohbet, karşılıklı ilgi oluşturmanın adıdır. Yolda
gördüğünüz ve tanımadığınız insanların yanına gidip sizinle sohbet etmek
istiyorum dediğinizde, yanlış anlaşılma ihtimalinizin yüksekliği ya da
insanların sizin hakkınızdaki düşünceleri veya buna bağlı benzer çekinceleriniz
sizi bu işi yapmaktan alıkoyar. Olması gereken, bu teklifin normal bir
teklifmişçesine karşılanıp sıradan teklifler gibi düşünülüp kabulünün ya da
reddinin sözlü beyanıdır. Alınan cevap
uzunca bir sohbete neden olacağı gibi, ilginin karşılıklı olmadığına da
işaret edip her şeyi başlamadan bitirebilir. Böyle olursa da merakınızı
gideremeyeceğinizi anlarsınız ve durumu kabullenme yoluna gidersiniz.
Sohbete Buyrun
İnsanlar hayatlarında olan bitenleri kendilerine saklayacak
olursalar dertler katlana katlana kaldırılamaz boyutlara gelebilir. Oysa herkes
bilir ki acıyı, üzüntüyü, kederi, gamı paylaşmak azaltır; mutluluğu, sevinci,
iyi ve güzel şeyleri paylaşmak çoğaltır. Bu paylaşımı, yoldan geçen herhangi
birisini çevirip de yapmak mümkün gözükmüyor. Mümkünse de delice ve az kişinin
cesaret edebileceği bir iş olacaktır yaptığımız… İnternette geliştirilen
projeler, bu uğurda oluşturulan kaynaklar bize her fırsatta kolaylık sağlamak
için var.
Aynı Yastığa Baş Koymak
Evlilik toplumumuzda yazımızın başlığında yer aldığı
gibi “aynı yastığa baş koymak” olarak adlandırılır. İşin paylaşım boyutuna
dikkat çekmek için kurulmuş bu fiilin boyutunu hiç düşündünüz mü? Korkunç bir
boyuttan bize seslendiği kesin… Korkunç, gerçekte ileri düzeyde bir ifade
olmasa da kulağa öyle geliyor… Ancak seçerek kullandım bu ifadeyi. Yastığı
paylaşmanın, hayalleri paylaşmak demek olduğu aklınıza gelmediyse, biz sizin
aklınıza getirelim. Madem evlilik üzerine bilgilendirici bir makale
yazmamız gerekiyor, bunun herkese fayda sağlamasını isteriz. Aşk adı verilen
kavramın ne olduğunun konuşulduğu kadar neler gerektirdiğinin de konuşulması,
yazılması gerekiyor.
İki
insanın birbirini sevdiğini söylemesi, sıradan bir önermedir. İki insanın birbiri
için bir şeyler yapması ise aralarındaki bağa kanıt teşkil eder. Biz millet
olarak, aynı yastığa baş koymak derken, biraz da evlilik işinin önemini ön
plana çıkarıp, bunu vurgulamak istemişiz. Evlenme işiyle bireyler yalnızca
birbirlerine söz vermiş olmazlar. Bunu duyurmakla aslında tüm topluma, topluca
bir çevreye “bedel ödemeye razıyız” mesajı verilmek istenmiştir. Bu mesajı
verenler bir mesaj verdiğinin ne kadar farkında, bu mesajı alanlar bir mesaj
aldığının ne kadar farkında, orası tartışmalı olsa da, aile kavramının tabiri
caizse kurumsallaşması, yani evliliğin kültürel bir öğeye dönüşmesi verilen ve
alınan iletinin önemine zeval getirmez. Sonuçta iki kişinin (gelin ve damat
adayının) çok fazla konuda ortaklık kurmasından neyin ortaya çıkacağını herkes
bilir ve kabullenir. Sorun, insanların bu işin önemini kestiremeden heveskar
bir tutumla atılan “eğlenceli” işlerindedir. Bu eğlenceler, güllük-gülistanlık
sonuçlanmayınca hayal kırıklığı ve ayrılık art arda gelir. Demek ki yapılana
heves etmekten çok, yapılanın ne olduğuna dair fikretmek önem taşıyor. Evlenme
işi de bu fikirlerde meydana gelen karşılıklı tutarlılıktan ortaya çıkıyor.
Sohbet ve Arkadaşlık Bağlamında Evlilik
Evlilik, iki kişinin zor cesaret ettiği bir uzlaşma biçimidir. Öyle ki bu zorluk her aşamada karşımıza çıkar. Evleneceğiniz kişiyi iyi tanımak, onun her haline karşı tutumunuzu evlenmeden önce belirlemek ve kendisine belli etmek yaşanan birleşimin kolay kolay sonlanmamasına neden olur. Bu aşamaya gelene kadar mutlaka geçtiğiniz uzunca bir süreç vardır. Gerçekten evliliğe karar verene kadar bu süreçte dikkat edilmesi gereken birkaç hususu bu yazımızda dikkatinize sunacağız.
Dost Olmak Dost Kalmaktan Önemlidir
Dost, dostunu çıktığı yere kendisiyle birlikte çıkartır. Dostun
ne idüğüne dair heybemizde biriktirdiğimiz bilgileri bu yazıda sizlerle
paylaşacağız. Dost dendiğinde irkiliyorsanız, dosta sahip olmaktan, dost olmak
konusunu konuşmaktan haz alıyorsanız bu yazı size göre. Birlikte mesafe almanın
en kolay yollarının başında “dostluk” kavramı gelir. Tarihimiz,
kültürümüz de kavramlar üzerinden bize her konuda önemli öğretiler sunar.
Mesela biz bir yakınımızın vefatından sonra “dostlar sağ olsun” deriz. Yani bir
kişiyi yitirmişizdir fakat temennimiz, isteğimiz, dileğimiz o esnada ölen
kişiye yönelik değil, yaşayan dostlara yöneliktir. Dostların yaşadığımız
müddetçe sağ kalmalarını ve yanımızda olmalarını dileriz. Dostluk bizim
kültürümüzde böylesine yaşamsal bir etkinlik olmayı başarmıştır. Konuyla
alakalı bir de atasözü hatırlatalım, “Dost acı söyler.” Bu acıyı, zevk aldığı
için söylemez elbette dost. Dostun dosta en büyük iyiliği, doğruluğudur, o
yüzden acı da olsa tatlı da olsa en doğru şeyin söylenmesini sağlar. Bizde başkasından
işitmekle dosttan işitmek çok farklı şeylerdir. Dost önemlidir, başkası
önemsiz.
Bu
önemi dosta dost olmak üzere vermişizdir. Dost kalmanın bir garantisi yoktur,
ancak dost olmanın garantisi vardır. O yüzden her şeyden önemlisi bir kere dost
olabilmek ve dost olduğumuz vakitleri en sıcak şekilde hissetmektir. Bu hisse
varmayan birisi ne söylediğimizi anlayamayacağı gibi kimseye bir kez olsun dostluk
yapmamış birisidir. Bu duygu, anlaşılmak için sürekliliği önemli olan bir
duygu değildir, ancak bir kez olsun yaşamak, içyüzünü anlamış olmak önemlidir.
O zaman dost olmanın, dost kalmaktan önemli olduğuna aklımız yatar ve
dostlarımıza sahip çıkmak, kendimizi onlar için feda etmek bize zor gelmez.
Aksi durumlar, dünyada önemli bir duygudan mahrum kalmamız manasına gelir.
Dostluk Üzerine
Dostluk nedir? Mesela
bankaya gittiğimizde görevli kişi işimizi gördüğünde bize bir dostluk mu
göstermiş olur? Yani hayatın akışında görevlerimizi tamamlayarak aynı zamanda
birilerine dost mu olmuş oluyoruz, yoksa bu farklı bir şey mi? Aynı işi
yaptığımız insanlarla oturup birlikte öğle yemeği yemek aynı yerde bulunmamızın
bir gereği midir, yoksa onlara dost olduğumuzun bir sebebi mi?
Bu soruların
cevaplarını verebilmek için birilerine dost olmayı başarmış olmak, birilerinin
kötü günlerinde yardımlarında bulunmuş olmak gerekiyor. Yoksa bir patron, bir
işçi, bir okul müdürü, bir öğretmen, bir öğrenci, bir anne, bir baba, bir
yönetici, bir diplomat, bir asker, bir polis ve dahası rollerinde olduğumuz
müddetçe zaten hizmet verdiğimiz, karşılıklı alış-verişte bulunduğumuz
kişilerle dostluk da kurmuş olduğumuzu düşünürüz. Tabii olayın gerçek
yüzü böyle değildir. Bu saydığımız işleri yaparken rollerimizi yerine getirmek
için yaparız ancak dost olmak gibi bir rol yoktur. Dost olmak bir rol, bir
görev, bir mazeret, bir istek değildir. Dost olmak doğrudan doğruya dost
olunacak bir kimseyi bulmak ve ona dost olmayı kabul etme işidir. Gönüllülük
esas olduğu gibi dost olmak için karşılıklı bir gönüllük olması gerekir.
Arkadaştan bir adım ileride bulunur dost. Arkadaş, arkadaştır; ancak dost,
dosttur. “Dost” kelimesinin telaffuzu bile ortama sıcaklık katar. Gerçi bunun
farkında olmak başlıca büyük bir meziyettir. Yukarıda saydığımız rolleri yerine
getirmekte zorlanan insanlar bu rollerin çok üstünde yer alan dostluk görevini
edinmeyi kendileri için zül sayarlar çünkü işin aslına dair bir fikirleri
yoktur. Aslında dost edinmek, birine dost olmak insanları yüceltir. Dost
olabilmek için evvela görevlerimizi yerine getirmek ve yerine getirdiğimiz
görevlerin ne olduğunu bilmek durumundayız. Önce bu şartı bilmezsek, dost
edinmeyi gereksiz bir iş olarak görebiliriz.
Bana Arkadaşını Söyle Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim
Başlıktaki atasözüne kulak asacak olursak arkadaşlık kurmanın
aslında arkadaş olduğumuz kişiyi temsil görevini üstlenmek olduğunu
anlayabiliriz. O kadar birbirimize benzeyeceğiz ki, bize denk birisini bulacağız.
İşte bulma ihtimal gerçekleşince bulduğumuz kişiye arkadaş adını veriyoruz.
Özel çabalar gerçekleştirmesek de yalnız kalmayı terk ettiğimiz her zaman
diliminde bulduğumuz, arkadaş olduğumuz kişiler hep bize yakınlıklarıyla dikkat
çekerler. Birbirimize o kadar yakınlaşmışızdır ki başkalarına birbirimizi
andırmaktayızdır. Bu nasıl mümkün oluyor? Bunun için özel çaba harcamadığımız
kesin, ancak aksi hal için de özel çaba harcamazsak bu halin gerçekleşeceği de
kesin. İnsanın insana benzerliği arkadaş olabilmek için içgüdüsel, fiziksel,
ruhsal bir uyuşmayı zorunlu kılıyor. Buna karşı çıkmak istesek de başarılı
olamıyoruz çünkü gerçekten fıtratımıza ters bir işin peşinde koşturmuş
oluyoruz. Kedinin fareye dostluğu, çizgi filmlerde bile mümkün olmayan bir
dostluktur. Tom ve Jerry’i hatırlayın. Birbirleriyle alakasız insanların
dostluk kuramamaları, birbirleriyle alakalı insanların kurdukları dostluklar
gibi yine insanlara yarayan bir olaydır.
İnsanız.
İnsanın insana karşı duruşu arkadaşlık konusunu her daim gündemimize
taşıyor. Acaba bu duruşu, diğer insanlara nasıl gözüktüğümüzü hiç merak ettik
mi? Mutlaka bunu merak edenleriniz olmuştur, peki nasıl bir sonuca vardınız?
“Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim.” atasözü aklınızın bir
kenarından geçti mi? Arkadaşlık en veciz ifadesiyle bu iletişimi
kurabilmenin kendisidir. Nerede ne yapacağınıza çok dikkat etmezsiniz ancak bir
arkadaşınızla yolda yürürken ayağınızı aynı şeye takabilir, aynı düşünceyi aynı
anda dillendirebilir, aynı şeye gülümseyebilirsiniz ve bunların hepsini çok az
kişiyle aynı anda yapabilirsiniz. Bahsettiğimiz şeyler başınıza geliyorsa,
arkadaş olma konusunda yakaladığınız bir seviyenin varlığından haberdar olun.
Arkadaşınıza her fırsatta sahip çıkmanın bir yolunu bulun.
Yeni Bir Arkadaşlık Kurmak
Yeni bir arkadaşlık kurarken kuracağımız ilişkinin
zamanla nasıl ilerleyeceğini, nasıl sonuçlar vereceğini ve nerede biteceğini
kestiremeyiz. Biteceğini diyorum, bunu olumsuz bir şekilde kullanmıyorum çünkü arkadaşlık
serüveni nikâh masasında eş olmaya uzanabilir. Belki de gerçekten zararlı
bir iletişimin neticelenmesi için son da bulabilir. Gittiğimiz her yeni yerde,
gözümüze birilerini kestiririz ve onlara selam veririz. Bu kişiler sınıf
arkadaşı, iş arkadaşı ya da kurs arkadaşı olabilirler. Geçirilecek uzun bir
sürenin varlığından herkes haberdardır ve verdiğimiz selam yeni iletişimlerin,
paylaşımların ilk işaretidir. Gördüğünüz gibi, bu işi ilk kez yapmak
istediğimizde, yani yeni bir arkadaş edinmemiz gerektiğinde ilk selamı aslında
toplumsal bir vazife olarak veriyoruz. Sonrasında selam verdiğimiz kişileri
tanıdıkça bu selamın doğru bir selam olup olmadığına karar veriyoruz ve ya
verdiğimiz selamın arkasında durarak hayatımıza o kişiyle birlikte devam
ediyor, ya da o kişiden kurtulmanın yollarını aramaya başlıyoruz.
Arkadaşlık
Arkadaşlık iki kişinin
birbirini koruyup kollamak üzere anlaşmasıdır. Tabii anlaşma derken, imzalanan
bir metni anlatmaya çalışmıyoruz. Karşılıklı güven duymaktan bahsediyoruz. Kişiler
bu anlaşmaların karşılığında para kazanmadıkları gibi sıkça bedel öderler.
Zaten maddiyata dayanan bir anlaşmayla taraflar arkadaş değil, ticari ortak
olur. Yani birileriyle sohbet arkadaşlık etmek istediğimizde hiç yoktan yükler
yüklenmiş olacağımızın farkına varmalıyız. Bu yükü, yüklerimizin karşılıklı
omuzlanması için yapıyoruz. Karşılığında maddi bir çıkar beklentisi olmasa da
zaman zaman maddi ve manevi yük paylaşımı yaparak bu yük paylaşımından doğan
ferahlığın tadına varıyoruz. Önemli olan kurduğumuz ilişkilerde bunu önemsemek
ve arkadaş demenin yoldaş demek olduğunu aklımızdan çıkarmamak. Bu bilginin
içselleşmesi durumunda bir toplumda bulunan bütün insanlar dolaylı yoldan
birbirlerine yardım etmek için hazır bulunurlar. Böylesi durumlarda açıkça bir
dayanışma örneği sergilenir ve dünyanın güzelleşmesi, yaşanabilir bir yer
olması sağlanır. Kötü güçlere karşı mutlak bir savaş içerisine girilir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)