Dost, dostunu çıktığı yere kendisiyle birlikte çıkartır. Dostun
ne idüğüne dair heybemizde biriktirdiğimiz bilgileri bu yazıda sizlerle
paylaşacağız. Dost dendiğinde irkiliyorsanız, dosta sahip olmaktan, dost olmak
konusunu konuşmaktan haz alıyorsanız bu yazı size göre. Birlikte mesafe almanın
en kolay yollarının başında “dostluk” kavramı gelir. Tarihimiz,
kültürümüz de kavramlar üzerinden bize her konuda önemli öğretiler sunar.
Mesela biz bir yakınımızın vefatından sonra “dostlar sağ olsun” deriz. Yani bir
kişiyi yitirmişizdir fakat temennimiz, isteğimiz, dileğimiz o esnada ölen
kişiye yönelik değil, yaşayan dostlara yöneliktir. Dostların yaşadığımız
müddetçe sağ kalmalarını ve yanımızda olmalarını dileriz. Dostluk bizim
kültürümüzde böylesine yaşamsal bir etkinlik olmayı başarmıştır. Konuyla
alakalı bir de atasözü hatırlatalım, “Dost acı söyler.” Bu acıyı, zevk aldığı
için söylemez elbette dost. Dostun dosta en büyük iyiliği, doğruluğudur, o
yüzden acı da olsa tatlı da olsa en doğru şeyin söylenmesini sağlar. Bizde başkasından
işitmekle dosttan işitmek çok farklı şeylerdir. Dost önemlidir, başkası
önemsiz.
Bu
önemi dosta dost olmak üzere vermişizdir. Dost kalmanın bir garantisi yoktur,
ancak dost olmanın garantisi vardır. O yüzden her şeyden önemlisi bir kere dost
olabilmek ve dost olduğumuz vakitleri en sıcak şekilde hissetmektir. Bu hisse
varmayan birisi ne söylediğimizi anlayamayacağı gibi kimseye bir kez olsun dostluk
yapmamış birisidir. Bu duygu, anlaşılmak için sürekliliği önemli olan bir
duygu değildir, ancak bir kez olsun yaşamak, içyüzünü anlamış olmak önemlidir.
O zaman dost olmanın, dost kalmaktan önemli olduğuna aklımız yatar ve
dostlarımıza sahip çıkmak, kendimizi onlar için feda etmek bize zor gelmez.
Aksi durumlar, dünyada önemli bir duygudan mahrum kalmamız manasına gelir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder