Dostluk nedir? Mesela
bankaya gittiğimizde görevli kişi işimizi gördüğünde bize bir dostluk mu
göstermiş olur? Yani hayatın akışında görevlerimizi tamamlayarak aynı zamanda
birilerine dost mu olmuş oluyoruz, yoksa bu farklı bir şey mi? Aynı işi
yaptığımız insanlarla oturup birlikte öğle yemeği yemek aynı yerde bulunmamızın
bir gereği midir, yoksa onlara dost olduğumuzun bir sebebi mi?
Bu soruların
cevaplarını verebilmek için birilerine dost olmayı başarmış olmak, birilerinin
kötü günlerinde yardımlarında bulunmuş olmak gerekiyor. Yoksa bir patron, bir
işçi, bir okul müdürü, bir öğretmen, bir öğrenci, bir anne, bir baba, bir
yönetici, bir diplomat, bir asker, bir polis ve dahası rollerinde olduğumuz
müddetçe zaten hizmet verdiğimiz, karşılıklı alış-verişte bulunduğumuz
kişilerle dostluk da kurmuş olduğumuzu düşünürüz. Tabii olayın gerçek
yüzü böyle değildir. Bu saydığımız işleri yaparken rollerimizi yerine getirmek
için yaparız ancak dost olmak gibi bir rol yoktur. Dost olmak bir rol, bir
görev, bir mazeret, bir istek değildir. Dost olmak doğrudan doğruya dost
olunacak bir kimseyi bulmak ve ona dost olmayı kabul etme işidir. Gönüllülük
esas olduğu gibi dost olmak için karşılıklı bir gönüllük olması gerekir.
Arkadaştan bir adım ileride bulunur dost. Arkadaş, arkadaştır; ancak dost,
dosttur. “Dost” kelimesinin telaffuzu bile ortama sıcaklık katar. Gerçi bunun
farkında olmak başlıca büyük bir meziyettir. Yukarıda saydığımız rolleri yerine
getirmekte zorlanan insanlar bu rollerin çok üstünde yer alan dostluk görevini
edinmeyi kendileri için zül sayarlar çünkü işin aslına dair bir fikirleri
yoktur. Aslında dost edinmek, birine dost olmak insanları yüceltir. Dost
olabilmek için evvela görevlerimizi yerine getirmek ve yerine getirdiğimiz
görevlerin ne olduğunu bilmek durumundayız. Önce bu şartı bilmezsek, dost
edinmeyi gereksiz bir iş olarak görebiliriz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder