20 Mart 2015 Cuma

Dostluk Üzerine

Dostluk nedir? Mesela bankaya gittiğimizde görevli kişi işimizi gördüğünde bize bir dostluk mu göstermiş olur? Yani hayatın akışında görevlerimizi tamamlayarak aynı zamanda birilerine dost mu olmuş oluyoruz, yoksa bu farklı bir şey mi? Aynı işi yaptığımız insanlarla oturup birlikte öğle yemeği yemek aynı yerde bulunmamızın bir gereği midir, yoksa onlara dost olduğumuzun bir sebebi mi?


Bu soruların cevaplarını verebilmek için birilerine dost olmayı başarmış olmak, birilerinin kötü günlerinde yardımlarında bulunmuş olmak gerekiyor. Yoksa bir patron, bir işçi, bir okul müdürü, bir öğretmen, bir öğrenci, bir anne, bir baba, bir yönetici, bir diplomat, bir asker, bir polis ve dahası rollerinde olduğumuz müddetçe zaten hizmet verdiğimiz, karşılıklı alış-verişte bulunduğumuz kişilerle dostluk da kurmuş olduğumuzu düşünürüz. Tabii olayın gerçek yüzü böyle değildir. Bu saydığımız işleri yaparken rollerimizi yerine getirmek için yaparız ancak dost olmak gibi bir rol yoktur. Dost olmak bir rol, bir görev, bir mazeret, bir istek değildir. Dost olmak doğrudan doğruya dost olunacak bir kimseyi bulmak ve ona dost olmayı kabul etme işidir. Gönüllülük esas olduğu gibi dost olmak için karşılıklı bir gönüllük olması gerekir. Arkadaştan bir adım ileride bulunur dost. Arkadaş, arkadaştır; ancak dost, dosttur. “Dost” kelimesinin telaffuzu bile ortama sıcaklık katar. Gerçi bunun farkında olmak başlıca büyük bir meziyettir. Yukarıda saydığımız rolleri yerine getirmekte zorlanan insanlar bu rollerin çok üstünde yer alan dostluk görevini edinmeyi kendileri için zül sayarlar çünkü işin aslına dair bir fikirleri yoktur. Aslında dost edinmek, birine dost olmak insanları yüceltir. Dost olabilmek için evvela görevlerimizi yerine getirmek ve yerine getirdiğimiz görevlerin ne olduğunu bilmek durumundayız. Önce bu şartı bilmezsek, dost edinmeyi gereksiz bir iş olarak görebiliriz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder