20 Mart 2015 Cuma

Aynı Yastığa Baş Koymak

Evlilik toplumumuzda yazımızın başlığında yer aldığı gibi “aynı yastığa baş koymak” olarak adlandırılır. İşin paylaşım boyutuna dikkat çekmek için kurulmuş bu fiilin boyutunu hiç düşündünüz mü? Korkunç bir boyuttan bize seslendiği kesin… Korkunç, gerçekte ileri düzeyde bir ifade olmasa da kulağa öyle geliyor… Ancak seçerek kullandım bu ifadeyi. Yastığı paylaşmanın, hayalleri paylaşmak demek olduğu aklınıza gelmediyse, biz sizin aklınıza getirelim. Madem evlilik üzerine bilgilendirici bir makale yazmamız gerekiyor, bunun herkese fayda sağlamasını isteriz. Aşk adı verilen kavramın ne olduğunun konuşulduğu kadar neler gerektirdiğinin de konuşulması, yazılması gerekiyor.


                İki insanın birbirini sevdiğini söylemesi, sıradan bir önermedir. İki insanın birbiri için bir şeyler yapması ise aralarındaki bağa kanıt teşkil eder. Biz millet olarak, aynı yastığa baş koymak derken, biraz da evlilik işinin önemini ön plana çıkarıp, bunu vurgulamak istemişiz. Evlenme işiyle bireyler yalnızca birbirlerine söz vermiş olmazlar. Bunu duyurmakla aslında tüm topluma, topluca bir çevreye “bedel ödemeye razıyız” mesajı verilmek istenmiştir. Bu mesajı verenler bir mesaj verdiğinin ne kadar farkında, bu mesajı alanlar bir mesaj aldığının ne kadar farkında, orası tartışmalı olsa da, aile kavramının tabiri caizse kurumsallaşması, yani evliliğin kültürel bir öğeye dönüşmesi verilen ve alınan iletinin önemine zeval getirmez. Sonuçta iki kişinin (gelin ve damat adayının) çok fazla konuda ortaklık kurmasından neyin ortaya çıkacağını herkes bilir ve kabullenir. Sorun, insanların bu işin önemini kestiremeden heveskar bir tutumla atılan “eğlenceli” işlerindedir. Bu eğlenceler, güllük-gülistanlık sonuçlanmayınca hayal kırıklığı ve ayrılık art arda gelir. Demek ki yapılana heves etmekten çok, yapılanın ne olduğuna dair fikretmek önem taşıyor. Evlenme işi de bu fikirlerde meydana gelen karşılıklı tutarlılıktan ortaya çıkıyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder